☕ Geyik Cafe
Dilediğin ikramı seç ve anında gönder!
☕ Sıcak İçecekler
🥤 Soğuk İçecekler
🍷 Bar Seçenekleri
♛
Lv.
2
Geyik Üyesi
★ Seviye 2
XP
16
/
100
XP
16%
66
Mesaj
Sonraki
150
◆
Daha fazla mesaj, daha yüksek seviye!
Geçen bölümde bir kelimeyi hatırlamaya çalışırken hafızanın nasıl çalıştığına daldık.Sonra aklıma şu geldi:
Neden 15 yıl önce yaşadığım utanç verici bir olayı dün olmuş gibi hatırlıyorum da dün marketten ne aldığımı hatırlamıyorum?
Mesela yıllar önce kalabalık bir ortamda yanlış bir şey söyledin.O an herkesin sana baktığını hatırlıyorsun, birinin güldüğünü hatırlıyorsun, senin yüzünün kızardığını bile hatırlıyorsun.
Aradan yıllar geçmiş.O insanlarla belki bir daha hiç karşılaşmamışsın.Ama gece yatağa başını koyduğun anda beynin:
“Sana 2011'den bir şey göstereyim mi?”
YOK KARDEŞİM, GEREK YOK.
Ben o dosyayı kapatmıştım.Sen neden arşivden çıkardın şimdi?
Meğer her yaşadığımız şey hafızamıza aynı şekilde kaydedilmiyormuş.Bir olayın ne kadar dikkat çekici olduğu, o sırada ne hissettiğimiz ve olayın bizim için ne ifade ettiği, onu nasıl hatırladığımızı etkileyebiliyor.Özellikle duygusal açıdan güçlü olaylar hafızada daha belirgin izler bırakabiliyor.
Korku, sevinç, şaşkınlık, utanç…
Beyin bazı anlarda adeta:
“BU ÖNEMLİ. BUNU SAKLA.”
diyor.Ama sorun şu:
Beyin, senin gelecekte hangi bilgiyi önemli bulacağını bilmiyor.Belki yıllar sonra bir sınavda öğrendiğin bilgiyi hatırlamak isteyeceksin.Belki de 12 yıl önce yanlışlıkla birine attığın mesajı.
Beyin ikincisini seçmiş olabilir.
Önceliklendirme sisteminde ciddi bir yönetim sorunu var.
Bir de anılarımızı her hatırladığımızda onları kusursuz biçimde yeniden oynatmıyoruz.
Hafıza, geçmişin birebir video kaydı değil.Hatırladıklarımız; o anki duygularımızdan, sonradan öğrendiklerimizden ve olaylara bugün nasıl baktığımızdan etkilenebiliyor.
Yani yıllar önce yaşadığın bir olayın bazı ayrıntılarını çok net hatırladığını düşünebilirsin.Ama o hatıranın her ayrıntısının kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez.
Beyin bazen boşlukları tamamlayabiliyor.Sonradan duyduğun bir bilgiyi anının içine katabiliyor.Olayı bugünkü bakış açınla yeniden yorumlayabiliyor.
Kısacası hafızamız bazen geçmişi saklamaktan çok, geçmişi yeniden kuruyor.
Şimdi düşününce biraz ürkütücü.Çünkü yıllardır kesinlikle böyle olduğuna inandığın bir anı, senin hatırladığın biçimiyle gerçeğin tamamı olmayabilir.
Beyin:
“Ben sana olayı anlattım.”
Ben:
“Emin misin?”
Beyin:
“Gayet eminim.”
Bilim:
“Bir dakika, o kadar da emin olmayalım.”
Peki neden bazı anılar tekrar tekrar aklımıza geliyor?
Burada da duygular devreye girebiliyor.Örneğin utandığımız bir olayı hatırladığımızda yalnızca geçmişi düşünmüyoruz; o olayın duygusunu da yeniden yaşayabiliyoruz.
Bazen de bir anıyı tekrar tekrar düşünmek, onun zihnimizde daha erişilebilir hale gelmesine neden olabiliyor.Ve işte o meşhur gece seansı başlıyor:
Saat 23.47.
Yatakta uzanıyorsun.Her şey yolunda.
Beyin:
“Hatırlıyor musun, bir keresinde el sallayan birine sen de el sallamıştın ama sana değilmiş?”
Ben:
“Evet.”
Beyin:
“Peki ya herkesin içinde yanlış kişiye günaydın dediğin gün?”
Ben:
“Yeter.”
Beyin:
“Bir de ilkokulda…”
BU TOPLANTIYI KİM DÜZENLEDİ?
Üstelik insanın geçmişteki olayları tekrar tekrar düşünmesi, bazen olayın çözülmesine yardımcı olmak yerine aynı duyguların içinde dönüp durmasına neden olabiliyor.Beyin, arşiv görevlisi olarak işe girmiş.Zamanla gece vardiyasındaki dedikoducuya dönüşmüş.
Araştırmanın bu noktasında önemli bir ayrım çıktı karşıma.
Bir olayı çok canlı hatırlamak, onu mutlaka eksiksiz ve doğru hatırladığımız anlamına gelmiyor.Bir şeyi sık sık hatırlamak da onun hayatımızdaki en önemli olay olduğu anlamına gelmiyor.Hafıza; dikkat, duygu, tekrar, anlam ve hatırlama ipuçları gibi pek çok etkene bağlı.Üstelik unutmak ta her zaman beynin bozulduğu anlamına gelmiyor.
Her gün karşılaştığımız binlerce ayrıntının tamamını aynı açıklıkta saklasaydık hayatımız nasıl olurdu, onu da düşünmek lazım.
Belki de unutmak, zihnin işleyişinin doğal bir parçası.Yine de beynimin şu özelliğini anlayamadım:
İşe giderken almam gereken üç şeyi unutabiliyorum.Ama 2009'da birinin bana söylediği ve artık hiçbir anlamı olmayan bir cümleyi kelimesi kelimesine hatırlayabiliyorum.
Demek ki hafızam bozuk değil. Sadece benimle aynı öncelik listesine sahip değil.
Başlangıçta yalnızca neden bazı anıları unutmadığımızı merak ediyordum.
Şimdi hafızanın yeniden kurulmasından, duyguların etkisinden ve beynin hangi bilgileri daha kolay hatırladığından bahsediyorum.Bir de fark ettim ki bu konu insanın kendisiyle ilgili sorulara açılıyor.
Neden bazı insanları unutamıyoruz?
Neden yıllar önceki bir konuşma hâlâ aklımızda?
Neden bazı günleri çok net hatırlarken aradaki aylar sisli gibi?
Ve en önemlisi:
Bir şeyi hatırlıyor olmamız, onu doğru yorumladığımız anlamına gelir mi?
Bu soruların hepsi ayrı bir tavşan deliği.
Benim çayım soğudu.
Telefonun şarjı yüzde 12.
Ama beynimin mesaisi henüz bitmedi.
Tam çıkarken yeni bir soru aklıma geldi.
Bazı anıları neden kolayca hatırladığımızı az çok anladım.
Peki ya rüyalar?
Bazen sabah uyanınca gördüğümüz her şeyi hatırlıyoruz.Bazen de gözümüzü açtığımız anda rüya sanki elimizden kayıp gidiyor.
Rüyalarımızı neden bu kadar çabuk unutuyoruz?
Hayır.
Bu kez gerçekten çıkıyorum.
Telefonu kapatıyorum.
Yatıyorum.
Uyuyorum.
...
Sabah:
“Dün gece ne rüya gördüm acaba?”
Beyin:
“Bilmiyorum.”
Ben:
“Nasıl bilmiyorsun? Bütün gece seninleydim!”
Beyin:
“Yeni konuya geçelim mi?”